Sevgili Günlük

İnsan İnsan

İnsan, dünya yüzündeki bunca acıya karşın nasıl mutlu ve huzurlu hisseder ki kendini? Başta kendini, sonra en yakınındakileri kırmadan, acıtmadan nasıl yaşar ki? Nasıl bunca acıya sırtını dönüp, kulaklarını kapar ki?

İnsanın zihni ellerinden daha hızlı çalışıyorsa yazmak ne kadar zor bir eyleme dönüşüyor. Zira aklımdakileri kağıda geçireyim derken, bir de bakıyorum başlangıçtaki kelimelerim boşlukta öylece sallanıyor. Ve dolayısıyla sonra gelenlerin anlamsızlığı müstehcen bir çıplaklıkla orta yerde dikiliyor. Ama ben tüm bu boşlukta sallanan ve çırılçıplak orta yerde dikilen kelimelerime, cümlelerime karşın yazmak istiyorum. Yazmak, anlatmak, belki de içimi dolduran tüm yarasalardan bu şekilde kurtulmak. Daha sakin, daha huzurlu bir insan olmak. Her ne kadar olanaksız gibi görünse de mümkün olduğu kadar işte! Yoksa benim gibi minicik bir kıvılcımla dünyaları yakan, tüm adaletsizlikler kendine yapılmış gibi kahırlar içinde kalan, empati kurmaktan canı çıkacak olan biri için huzur içinde, küçük harflerin dünyasında yaşamak ne mümkün!

Acaba diyorum, gamsızlık – ya da işte adına ne derseniz- öğrenilebilen bir davranış türü olabilir mi? Hayır eğer ontolojik ise öğrenebilmem mümkün olmadığı gibi bunu düşünmem bile saçma. Ama insan çoğu zaman bunun özlemini de duymuyor değil -en azından ben- İnsan, dünya yüzündeki bunca acıya karşın nasıl mutlu ve huzurlu hisseder ki kendini? Başta kendini, sonra en yakınındakileri kırmadan, acıtmadan nasıl yaşar ki? Nasıl bunca acıya sırtını dönüp, kulaklarını kapar ki? Ve sonunda da evrensel sevgi, evrensel hoşgörü tınılarını -tıkamış olduğu kulaklarına rağmen- anlatabilir, -mış gibi yapabilir ki? Aklım almıyor, gerçekten aklım almıyor. Laf değil yani.

Özeniyor muyum, gerçekten o tür bir canlı olmak istiyor muyum? Dedim ya zaten, ontolojime ters diye. Ama merak ediyorum, nasıl oluyor da böyle olabiliyorlar. Ota-boka karışmadan, karışanlara uzaktan “ah yazık!”  nidâlarıyla vahlanan, tüm dünyaları kendi bencil mecralarında “bio” ”bio” akanlar bi zahmet sussun. Lütfen! Eğer çok istiyorlarsa da kendi aralarında sessizce fısıldaşsınlar. Öyle dünyayı yalamış yutmuş, kemâle ermiş kâmil insan pozları, gerçekten çok sinir bozucu zira. Ve evet agresif olabilirim, üstelik devreye sokabileceğim suni bir dengem de olmayabilir! Hemen çemkirebilirim!

Ama en kötüsü her daim yanımda yürüyen ve peşimi hiç bırakmayan suçluluk duygusu. İlla her şeyden, her durumdan kendimi suçlayacak, eleştirecek, yargılayacak, mahkûm edecek bir şey bulmam. Yani “hırsızın hiç mi suçu yok!” durumu benim gibi kronik, her olumsuzluğu kendine yontan kişiler için değil. Hatta öyle ki bu vaziyet, başkaları adına utanmaya kadar varabilir.

Ya işte sevgili günlük, ne kadar yorucu ve yıpratıcı değil mi? Şimdi gel de huzurlu ve mutlu, sakin sakin küçük harflere sahip bir insan ol!

Görsel: Dilek Metin Sert

İnsan İnsan&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: