Şiir

Görüngü

Kendi daireselliğimizle, etrafımızda da çeşitli daireler yaratıyoruz, çevremizi daireselleştiriyoruz. Daire içinde daire. Gökyüzü, kubbesi değil mi dünya zeminine? Dış çemberi yaratan iç çemberler. Uçaktan dışarıyı seyrederken, ufuktan göğe yükselen eğimi görebilirsiniz, dairenin sonsuz eğimi o işte. Sonsuz dairesel eğim. Her birimizin, hatta her canlının doğasındaki eğim. Ağaç gövdesi, su damlası, gözler, sözler. Hepsi ne kadar da dairesel hareket ediyor. Bırakalım o halde verdiğimiz sözleri, keskin fikirleri, önyargılarımızı. Nasıl olsa her şeyi kapsayan dairenin sonsuz eğiminde sürekli eğilip bükülüyoruz.

Fotoğrafta bir kadın, üstünde alacalı kazağı, ardında

geceden kalma bir tuval, koşuyor kanadını bulmaya.

Atını sürecek dingin sonsuzluğa, buz tutan göğe ulaşacak.

Pencerenin kulbuyla yetiniyor, egzos kokuları solurken

plastikleşiyor her şey, bir kumanda alev alıyor elinde.

Biliyor, merdiven dayasa çay bardağına uçacak,

çekmeceleri açıp kapıyor.

Biliyor, rüyalarını bir rahle taşıyabilir ancak.

Peçete yırtıklarından resim yapıyor kadın,

hayatı boyunca kalemlik kullanmamış, tek sıcaklık

kaloriferden yayılıyor, artık elinde baston tutuyor.

Bu yol ki, denizi ağır, rüzgârı kara;

asfaltında yaprak izleri.

Biliyor, demlikteki bulutlar bir büyütece buğu olacak,

kiraz ağaçları geçebilir buradan ancak.

Hititli bu kadın ve zorluyor kendini telafiye,

kedi seyrediyor olup biteni köşeden. 

Görüngü&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: