Bohçamızda Neler Var? Sevgili Günlük Yemekle Aramda Ne Var?

Zayıf Olduğumu Söylemekten Vazgeçin

Birine “Sen ne kadar kiloluymuşsun?” ya da “Ne kadar kilo almışsın!” demenin yanlış bir şey olduğunu herkes bilir. Kişi üzülebilir, bu söylem onun bedeniyle kurduğu ilişkiye zarar verebilir. Yine de yanlış da olsa bunları söyleyen birileri her zaman vardır. Fakat birine “Ne kadar zayıfmışsın!” ya da “Ne kadar zayıflamışsın!” demenin de aynı şekilde yanlış ve yaralayıcı olduğunu ne zaman fark edeceğiz?

Çok zayıf ya da kilolu olmak ile ilgili ne kendimden ne de etrafımdakilerden bir beklentim, böyle bir algım yok. Sadece sağlıklı hissetmek istiyorum. Bunun için de hepimiz gibi, bedenimle ilgili dışardan yapılan fütursuz yorumların bitmesi gerekiyor. Herkes zayıf olmak istemiyor olabilir. Güzel bir şeymiş gibi söylediğinizde bile, zayıf olduklarını duymak insanları yaralayabilir.

27 yaşındayım. Bugüne kadar hiç kilo alacağım kaygısıyla az yediğimi hatırlamıyorum. Aksine, her zaman herkesin güzel sanıp imrendiği yiyip yiyip kilo alamayanlardan oldum. Bu da yetmezmiş gibi bedenim kilo vermeye çok müsait. Ne zaman yoğun bir dönemden geçsem ve yemek yemeye her zamanki kadar zaman ayıramasam hemen kilo veririm. Etrafımdaki insanların bir şeylere üzülünce ya da kötü zamanlarından geçtiklerinde kendilerini yemeye içmeye verdiklerine şahit oldum hep. Aksine ben, en ufak bir şeyde yemeden içmeden kesiliyorum ve yine hemen kilo veriyorum. Dolayısıyla beni sürekli olarak “Anoreksiya mı oluyorum acaba?” korkusuyla kilo almaya çalışırken görmeniz mümkün.

Zayıf olmak bana kendimi sağlıksız hissettiriyor. Bunu imrenek, güzel bir şeymiş gibi söyleseler bile insanlardan zayıf olduğumu duymak beni aşırı rahatsız ediyor. Son iki yılda hayatımıza video görüşmeler yoluyla dahil olan birçok insan oldu. Onlardan biriyle ne zaman tanışsam ilk duyduğum şey “Ya sen ne kadar zayıfmışsın!” Bazen bunu ruhsal olarak kendimi kötü hissedip yemeden içmeden kesildiğim zamanlarda duyduğum ve kendimi çok daha kötü hissettiğim oldu. Böyle olunca, sanki hızlı yoldan kilo almamı sağlayacakmış gibi kendimi tatlılara, abur cuburlara verdim. Sonuç olarak, daha sağlıksız hissettim.

Meselenin ironik yanı, her ne kadar bu durumdan nefret etsem de zayıf olmak ya da zayıf olduğumu duymak sosyal varoluşumun bir parçası hâline gelmiş. Evet, zayıf olduğumu, zayıfladığımı duymaktan nefret ediyorum. Ama 27 yıldır bunu o kadar çok duymuşum ki bir süre boyunca kimse bana zayıflığımla ilgili bir şey söylemediğinde kendimi kilolu hissetmeye başlıyorum. Bazen roman, dizi ya da film gibi kurgularda kötü karakterlerin değişmek istediklerini, artık iyi olmak istediklerini görürüz, aslında samimilerdir de. Bizler izleyenler ya da okuyanlar olarak onların gerçekten artık iyi olmak istediklerini, bunun için çabaladıklarını görür, anlarız. Fakat hikâye içindeki diğer karakterler onların bu “iyiliklerine” asla inanmaz, samimi bulmazlar. Kötü şeylerin peşinde olduklarını düşünür ve şüpheci yaklaşırlar. “İyi” olarak kendisini var edemeyen bu karakterler ise, hiç istemeseler bile, sonunda tekrar toplumun kendilerini kabul ettiği hâllerine, kötüye dönerler. Tıpkı bunun gibi, insanlardan zayıf olduğumu duymak kendimle ilgili algımı o kadar bozmuş ki, bunu duymaktan nefret bile etsem duymadığım zamanlarda, kilo mu aldım acaba?” diye düşünmeye başlıyorum. Aman siz yine de zayıf olduğumu söylemeyin ki birlikte bozduğumuz kendimle ilgili algımı birlikte düzeltelim.

            Şimdi müsaadenizle, gidip ara öğünümü yiyeceğim.

Zayıf Olduğumu Söylemekten Vazgeçin&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: