Bohçamızda Neler Var? Gündem

Çilem’den Nevin’e Kesişen Yollar

8 Haziran 2016 günü akşamı Muğla’daki öğrenci evimde gördüm Çilem’e verilen 15 yıl hapis cezasını. Hâkime “Siz benim yemek tuzlu oldu diye yediğim dayakları bilmezsiniz.” diyen Çilem, 15 yıl hapis yatacaktı. Öfkeyi iliklerime kadar hissettim, ama yapacak hiçbir şeyim yoktu. Öfkeden, çaresizlikten ağlamama engel olamadım. Etrafımda neden ağladığımı anlayacak kimse de yoktu. Yalnızlığı, öfkeyi, haksızlığı, çaresizliği hissettim. Yalnızlığı hem kendi adıma hem de hayatlarına kastedilen bütün kadınlar adına hissetim. Yatağıma girip uykuya dalana kadar hem öfkelenip hem ağladım. Yaşam hakkımızı savunmayan devlet, kendi yaşam hakkımızı savunmamıza da izin vermiyordu. O kavgada Çilem değil de Hasan Karabulut hızlı davranmış olsaydı, bu cezayı alacak mıydı? Hiç sanmıyorum. Hem kim bilir Çilem için neler söyleyecekti.

Yaklaşık iki hafta sonra, öğrenci evimde yine aynı köşemde otururken ise Çilem’in tahliye haberini gördüm. Bir anda istemsizce ağlamaya başladım, fakat bu sefer sevinçten. O akşam yalnız değil; dolu dolu, kendi içimde çoğalmış hissettim. Biliyordum ki birçok kadın sevinçten ağlıyordu şimdi. Evimde tek başıma otururken dayanışmayı hissettim. Çilem’in cezaevi kapısının önünde insanlara sarılırken çekilmiş fotoğraflarına baktım uzun uzun, “Kirpiğin yere düşmesin.” dedim içimden.

14 Eylül 2017 Perşembe günü Ankara’ya ilk gelişimdi. İstediğim bir programda yüksek lisansa yerleşmiş, küçük bir çanta hazırlayıp kaydımı yaptırmaya gelmiştim. Sabah otogara indiğimde kampüsün değil, Yargıtay binasının yolunu tuttum. Çünkü o gün, Nevin’in temyiz duruşmasının olduğu gündü. Gidip Nevin’e destek olmalıydım. Otogar’dan metroya binip Kızılay’a geçtim. O zamanlar hiç bilmediğim Ankara Atatürk Bulvarı’nda yürüyüp Yargıtay binasını ararken sağda solda gruplar hâlinde bekleyen, konuşan, Nevin’e destek vermeye gelen kadınları gördüm. Yine dayanışmayı hissettim, yine içimde çoğaldım.

Yargıtay binasına davaya müdahil olmayanları almadılar. Kalabalıkça bir grup kadın, bina önünde beklemeye başladık. Henüz Ankara’da kimseyi tanımadığım için bir yandan yabancılık çekerken bir yandan da Nevin’e destek vermeye gelen onca kadının arasında yuvamda gibi hissediyordum. Bir köşeden kadınları izlemeye başladım. Yarım yamalak konuşmalar kulağıma çalınıyordu. Bir kadın, kadınların arasında dolaşan bir köpekle oynamaya başlamıştı, gözüm onlara takıldı. Derken tam arkalarında başı dimdik duran Çilem’i gördüm. Ceza aldığında öfkeden, tahliye edildiğinde sevinçten yalnız başıma ağladığım Çilem, bugün ilk defa geldiğim bu şehirde benimle aynı hisleri paylaşarak Nevin’e destek olmaya gelmişti. Gözlerim doldu, burnum sızladı. Yine uzun uzun baktım Çilem’e. Yanına gidip konuşmak, sarılmak istedim ama yapmadım. O bugün buraya Nevin için gelmişti, bunu bozmak, bir anda okları kendisine çevirmek istemeyecekti belki. Yine uzaktan dayanıştım, bu sefer hem Çilem hem de Nevin’le. Çilem’in ceza aldığı günün akşamı hissettiğim yalnızlık için kendime kızdım. Biz hiçbir zaman yalnız değildik. Yan yana değildik belki ama asla yalnız değildik.

Bugün… 4 Kasım 2021’de Çilem’in cezasının yargıtayca onandığı haberiyle başladım güne. Bu sefer ağlamadım. Öfkelendim ama ağlamadım. Bu sefer yalnız hissetmedim. “O silah patladığı gün yaşamı kazandım.” demişti Çilem. “Şimdi dışarıda ömrümün yettiği yere kadar kadın dayanışmasının içinde yer alacağım. Kirpiğimiz yere düşmesin diye mücadele edeceğiz”. Şimdi yeni bir mücadele başlıyor. Çilem de Nevin gibi cezaevinde olacak artık, ama ne o mücadeleyi bırakacak ne de biz dayanışmayı, erkek adalet son bulana kadar.

Çilem’den Nevin’e Kesişen Yollar&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Font Resize
Kontrast Modu
%d blogcu bunu beğendi: