Film İncelemeleri

Pandora’nın Gölgesi 5 – Bitirirken

Yeniden Pandora

Filmin görselliği, oyunculukları ve inandırıcı öyküleme başarısını, sinemanın büyülüme etkisiyle güçlendirdiği ve görsel zevki maniple ettiği bir çeşit Pandora olarak değerlendirmek mümkün. Pandora’nın feminist okumaları her zaman için zihin açıcı olsa da[1] bu bahiste, yönetmenin kendini Zeus gibi görerek bu mitin gölgesini sözde bir masal olarak seyircisinin üzerine düşürdüğünü iddia ediyorum. Hem de normu tekrar erkek olarak belirleyerek ve hem de feminist hareketin bir güçlenme alanı olarak gördüğü “masal” fikrini de bu maniplasyona dahil ederek.

Pandora’ya iki açıdan referans vermek mümkün. Bunlardan ilki kadın düşmanlığının kurucu anlatılarından biri olması (Holland, 2016), ikincisi ise yine bu anlatının umuda/umutsuzluğa yaptığı referans. Simgesel düzeyde ve kameranın bize ölüm döşeğinde bir kız çocuğu izletmesiyle film oldukça karamsar bitiyor. Filmdeki ateş başı sahnelerini, Gökhan bebeğin ölümünü ve köydeki sıkışmışlığı hatırlayarak düşünelim şimdi bu alıntıyı;

“Ateşe hükmetmesi, erkeği aynı zamanda Tanrılara da olabildiğince yaklaştırmıştır. O, bundan duyduğu kibir nedeniyle, kadın cinsiyle cezalandırılmıştır. Kadın erkeğe, ölümlü bir insanın, soyu ve yaşamdaki yüksek amacı ne olursa olsun, en aşağılık hayvan gibi dünyaya geldiğini hatırlatacaktı… Kadın aşağılanmalıydı, çünkü cinsel arzuyu yaratarak, insanları kurtuluşu olmayan bir doğum-ölüm döngüsünün içine sokmuştu.

Yunanlılar Pandora’ya sadece insanın ölümlü oluşunun suçunu yüklemekle kalmadılar, ayrıca onun, yani kadının, erkeğin ‘antitezi’ olduğunu ve kendi sınırları içinde kalmaya zorlanması gereken ‘öteki’ olarak kalması gerektiğini de savladılar. Onlar her şeyden önce düalist bir yaşam gerçekliğinin felsefi ve bilimsel temellerini atmışlardı.”

(Holland, 2016: 29-30)

Yönetmenin kızları özneymişçesine çizerken, bir yandan da film boyunca onları kısırlaştırmaya yönelik bir ısrarı olduğu bir gerçek. Filmin sonunda kardeşler arasında en isyankârı olan Nurhan’ı ölüm döşeğinde tam yukardan bir açıyla göstererek itaatsizliğin ve isyanın bedelinin ölüm olduğunu imliyor bize. Okuma yazma bilen ve en iyi huylu olan Havva’nın ise, kardeşlerinin kaderini paylaşmak üzere kasabaya gönderilmesi yakın. Biliyoruz ki kardeşlerinin kaderini paylaşmak istemiyorsa, terbiye edilmeyi kabul ederek ataerkil normlara uyabildiği ölçüde bir geleceği olacak. Havva’nın Vüs’at O. Bener’in öyküsüne gönderme olduğu düşünülürse de muhtemelen genç yaşta ölecek (Alper, 2019b). Reyhan ise istemediği gebeliği hakkında kararı tek başına almış, Ankara’ya Teyzesi’nin yanına gitme ısrarıyla özne görünümü çizmiş gibi. Yine de bu son derece gerçekçi “masal” diyarında Veysel ölmeseydi Reyhan’ın kocasının imzası olmadan o gebeliği nasıl sonlandırabileceği ve kendisi yapacaksa bile bu riskten nasıl hayatta kalacağı belirsiz. Filmin masal kısmı bu olsa gerek! Reyhan’ın bu nankör kız masalının içinden çıkabilmesi için Teyzesi’nin bir peri olması gerekiyor. Kızların kasabadan gitme arzularını alegorik olarak başka bir ülkeye gitme ve ikinci sınıf vatandaş olma durumu olarak niteleyen Alper’in (2019a, 2019b) filmdeki bu kavrayışı ezilenlerin olumsallığı konusunda bir hafifseme gibi duruyor.[1]

Emin Alper kendini eleştirel olarak konumluyor olsa da, bu eleştirelliği eserlerine toplumsal cinsiyet bağlamında yansıtabildiğinden kuşkuluyum. Bunu yapabilmek kişinin özdüşünümsel bir şekilde kendi bilinç dışını da dönüşüm yolculuğuna çıkarmasıyla muhtemel. Yekta Kopan (Aydemir ve Kopan, 2020)[2], Emin Alper sinemasını ve bu filmi üstüne basa basa “oldukça dürüst” diyerek niteliyor. Bu yorum üzerinden bakıldığında Emin Alper’in, yapım koordinatörü Selim Güntürkün’ü de yanına katıp filmdeki eşkıya rollerini oynamış olması dürüstlüğün şahikası gerçekten. Her ne kadar Emin Alper bunu filmin çekiminde yaşadıkları zorluklar nedeniyle bir mecbur kalma hali olarak ifade ediyor olsa da (Altuntaş, 2019) en kişisel filmim dediği bu filmde, köyün tepelerini tekinsiz kılan ve erkekliğin sınır bekçiliğini yapan bir rolde karşımıza çıkması tam bir isabet. Ne de olsa, bu filmde temsil edilen eril suç şebekesinin bir parçası olduğunu ve eril tahakkümden üretilen ayrıcalıkların bir erkek olarak semeresini yediğini anlattığı kadın hikâyesinin kazandığı başarıda da hissetmiş olmalı. İnsan ister istemez düşünüyor, bir besleme kadın kendi hikâyesini sinema diliyle nasıl anlatırdı? Tabi önce sinema dilini kullanabilme imkânlarına ulaşabilmesi gerekecektir. Bu anlatılan kimin hikâyesi?

Emin Alper’in, bu filmde erkekliği ironi ve mizahi öğelerle bezeli olarak bile olsa bu kadar koyu bir şekilde bize izletmesini erkeklik restorasyonu girişimi olarak görüyorum. Bu elbette öncelikle kendisini restorasyona dönük bir hamle, ardından da “feministlere okuttuğu senaryosu” ile birlikte kamusal bir restorasyon. Ataerkil paranoyanın iğdiş edilme korkusu sado-mazojist bir dikizciliğe büründürülmüş bir şekilde kadın düşmanlığı ile birleşerek filmindeki çeşitli karakterlere tahvil ediliyor. İstikrarsızlaştırılıyor gibi görünen her toplumsal cinsiyet rejimi öğesi filmin sonuna geldiğimizde yeniden inşa edilmiş ya da etki gücü kaybettirilmiş halde. Erkeklerin duyduğu öidipal korku ise Emin Alper’in her filminde olduğu gibi bu filmde de özyıkım şeklinde kendine yer buluyor. Bu özyıkım dâhil temsil gücü, kendini yeniden kurmaya hizmet ediyor. İzleyici erkekler filmdeki erkeklerle özdeşim kurmaktan kaçınıp yönetmenle özdeşim kurmaya yöneleceğinden, böylece imlenen esasında çok daha büyük ölçekte bir erkeklik restorasyonu halini alıyor. Bu haliyle, eleştirel bir bakışa değil ama tam da kadın nefretine ve manipülasyona seyirciyi ortak etmiş diyebiliriz Alper için.

Bitirirken

Söylemini eleştirel kurduğunu iddia ederek kadın anlatılarını kendine mal eden ve “feministlerden vize” aldığını halkla ilişkiler malzemesi yapan sanat üreticilerinin ürünlerinin kurgu ve kurgu dışı alanıyla birlikte yakın okumasını yapmak hem feminist kuramsal alan ve hem de politika açısından gerekli ve önemli görünüyor.[3] Bu ataerkil kültürle mücadele ederken dönüşümü yaratacak gönüllü ve dürüst öznelerle buluşmak, kadın düşmanlığını yeniden üreten bakış ve formları geride bırakmak ve kadın düşmanlığının türlü çeşitli katmanlarda çözümlemek için ihtiyacımız olan kararlılığın bir parçası. Son yıllarda kadınların güçlenme aracı olan “masal” türünü kendi söyleminde harcamak, kadınların “gönüllü kulluğunu” imtiyazlı bir erkek konumundan yorumlamak ve üzerine kadınları bu tecavüz kültürüne ortak ederek resmetmek esasında “falso yapmak” istemeyen yönetmenin katman katman kendini açık etmesi olmuş. Alper’in bu filminin bir mücadele aracı gibi yansıtılan “eleştirellik” iddiası filmin kurgu dışı tanıtım sürecinde oldukça boşa çıkıyor. Alper kadınlardan aldığı eleştirileri anlamak yerine mükemmelleşme arzusuna hizmet edecek şekilde sinema tekniğini güçlendirmekte kullanmış olsa gerek.

Toplumsal cinsiyete dönük eleştirellik, heteronormatif kadın düşmanı cinsiyet rejiminin kurucu anlatılarından biri olan öidipal karmaşayı sürekli tekrarlayarak aşılamaz kanımca. Bu bizim için olsa olsa Mulvey’in yaptığı gibi ataerkil bilinç dışını çözümlemenin bir mücadele aracı olabilir. Feminist politika açısından üzerimize düşenin ve bizi güçlendirecek olanın büyü bozmak olduğunu düşünüyorum. Mulvey’in dediği gibi; “Bugüne dek sinema tarihinin zirvesini temsil eden egonun tatminine ve güçlendirilmesine hücum etmeliyiz.” (2014: 280). 

Dizinin diğer yazıları için tıklayınız:

Pandora’nın Gölgesi 1 – Başlarken
Pandora’nın Gölgesi 2 – Beyaz Perdede Kız Kardeşler
Pandora’nın Gölgesi 3 – Yeniden Kadınlık, Yeniden Erkeklik
Pandora’nın Gölgesi 4 – Ataerkil Restorasyon

KAYNAKÇA

Holland, J. (2016) Mizojini: Dünyanın En Eski Önyargısı Kadından Nefretin Evrensel Tarihi. 1. Baskı. Ankara: İmge Kitabevi Yayınları.

Alper, E. (2019a) ‘“OHAL Kız Kardeşler’i anlamama çok yardım etti”’. Gazete Duvar. 14 Eylül. [online] Erişim adresi: https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/09/14/emin-alper-ohalde-hissettiklerim-kiz-kardesleri-anlamama-cok-yardim-etti/ (Erişim tarihi: 7 Mayıs 2020).

Alper, E. (2019b) ‘Emin Alper’le “Kız Kardeşler”: Memleket hikâyeleri’. Bir+Bir, 1 Ekim. [online] Erişim adresi: https://www.birartibir.org/kultur-sanat/463-memleket-hikayeleri (Erişim tarihi: 15 Kasım 2015).

Altuntaş, M. (2019) ‘Bant Mag. Soruyor, Emin Alper Cevaplıyor’, Bant Mag. Bant Magazine: Youtube. [online] Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=AU0UXvnEMSY (Erişim tarihi: 10 Mayıs 2020).

Aydemir Ş. ve Kopan Y. (2020) Şenay Aydemir ile Bir Film Bir Konuk. Gazete Duvar. [online] Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=qtrTHDj35t4 (Erişim tarihi: 13 Kasım 2020).

Köse, Ö., Arıcı-Şahin F. & Abakay A. (2021) ‘A Tale of Three Sisters: A Movie Analysis from Critically Informed Family Therapy Perspective’, Journal of Feminist Family Therapy, DOI: 10.1080/08952833.2021.1880187 [online] Erişim adresi: https://www.researchgate.net/publication/349047740_A_Tale_of_Three_Sisters_A_Movie_Analysis_from_Critically_Informed_Family_Therapy_Perspective (Erişim tarihi: 13.02.2021)

Mulvey, L. (2014) Görsel Zevk ve Anlatı Sineması. Antmen, A. haz. Sanat/Cinsiyet: Sanat Tarihi ve Feminist Eleştiri. 4. Baskı. İstanbul: İletişim Yayınları:  277-297.

Sevim, E., (2019) Toplumsal Cinsiyet Bilinçli/Pro-Feminist Erkeklerin Kadınlarla İlişkilenme Biçimlerinin Eleştirisi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Arel Üniversitesi, İstanbul: YÖK Tez Merkezi.


1- Pandora demişken Yeşim Ustaoğlu’nun yine bir kısmı taşrada geçen, bakım emeğini ters köşeden ele aldığı ve içinde Kız Kardeşler filminde olduğu gibi kendini çayırlara vuran bir karakterin hikayelendiği o güzel film Pandora’nın Kutusu’nu (2009) sevgiyle anmak isterim.

2- Kızların olumsallığı konusunda bakınız. Özlem Köse ve diğerleri (2021).

3- Bu kaynağa dikkatimi çektiği için Pınar Yurdadön’e teşekkür ederin.

4- Erkeklikler üzerine çalışan Emine SEVİM, özellikle kendisini eleştirel olarak konumlayana erkeklerle açısından söylem-eylem uyumuna dikkat çekiyor. Bu alanda yapılmış bir saha çalışması için bkz. Sevim, 2019.


 

Pandora’nın Gölgesi 5 – Bitirirken&rdquo için 4 yorum

  1. Pingback: Pandora’nın Gölgesi 4 - Ataerkil Restorasyon - Fe Hâli

  2. Pingback: Pandora'nın Gölgesi 2 - Beyaz Perdede Kız Kardeşler - Fe Hâli

  3. Pingback: Pandora’nın Gölgesi 1 - Başlarken - Fe Hâli

  4. Pingback: Pandora’nın Gölgesi 3 - Yeniden Kadınlık, Yeniden Erkeklik - Fe Hâli

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Font Resize
Kontrast Modu
%d blogcu bunu beğendi: