Film İncelemeleri

Pandora’nın Gölgesi 2 – Beyaz Perdede Kız Kardeşler

Berlin Film Festivali esnasında Kız Kardeşler’in galasının ardından yapılan basın toplantısı (Berlinale , 2019) ve söyleşide (Berlinale Nighttalk, 2019) Emin Alper filmi tanıtırken filmin çıkış noktasının kendi doğduğu büyüdüğü yerdeki besleme[1] olgusu olduğunu ifade ediyor. Nerede ve hangi zamanda yaşadıklarını bilmediğimiz anneleri ölmüş ve babalarıyla yaşayan üç kız kardeşin, yaşadıkları köyden çıkabilmek için besleme konumunda başka ailelere gitmeye “can attığını” izlediğimiz filmde,  yönetmen hikâyeyi sınıf ve toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri bağlamında ele aldıklarını belirtiyor. Esasen, anlatmak istediklerinin, konuyu evrenselleştirerek  “daha iyi bir yaşam umudu” olduğunu söylerken bu oldukça gerçekçi anlatısında sözde bir “masal” yarattıklarını ve filmin “Üç Sindirella” olarak da değerlendirilebileceğini söylüyor. Bunun yanında Rus toplumundaki feodalizmin çözülme dönemi yazarı, gerçekçi üslubu ve taşra anlatılarıyla bilinen Anton Çehov’un eserleri de yönetmenin kendi ifadesiyle bu filmde beslendiği kaynaklar. Çehov’un hırsızı tek bakışta tanıyan bir karaktere hayat verdiği ve aynı eserde kızlarının tanrının en büyük lütfu olduğunu düşünen bir babanın yer aldığı Çukurda öyküsü ve Moskova’ya gitme isteklerini sürekli tekrarlayan kadınların anlatıldığı Üç Kız Kardeş oyunu filmle birlikte ısrarla anılan eserler.

Yönetmen, Berlin’de, filmde anlatılan erkekler hakkında gelen soruları ayrıntıya girmeden sınıf bağlamında cevaplıyor. Erkeklik meselesini ele almaya dönük pek çok unsur varken anlatmış olduğu hikâyede, erkeklerin temsilini yalnızca sınıfsal bir gerilim olarak ifade ediyor. Kız kardeşlerin durumunu ise açıkça toplumsal cinsiyete bağlıyor ve bu ifadesiyle filmdeki kadın ve erkek temsillerini farklı katmanlarda ve neredeyse etkileşimsiz ele aldığını ifade etmiş oluyor. Bu haliyle toplumsal cinsiyet bağlamında yönetmen tarafından vurgulanan nokta, erkeklerin toplumsal cinsiyet temsili değil ama kız kardeşlerin sıkışmışlığı ve kuşatılmışlığı.

Emin Alper’in filmi Berlin’de kamuoyuna sunumunun ardından pek çok sinema yazarının filmi yönetmenin ifadeleriyle örtüşen şekilde sunduğunu ve ele aldığını (Akkartal, 2019; Deniz, 2019; Ildır, 2019; Taşçıyan, 2019; Özkaracalar, 2019; Açar ve Kaymakçı, 2019; Aydemir ve Kopan, 2020) ve aynı zamanda Alper’in de filmin kamuoyuna bu sunumunu söyleşilerinde (Alper, 2019b, 2019c, 2019d, 2019e; Altuntaş, 2019; Kolukısa, 2019) tekrarladığını görüyoruz. Bu da adı geçen referansları birbirini yankılayan bir döngü haline getiriyor. Yönetmenin dolaşıma girmesini sağladığı metinler ve türler arası kaynaklar dışında başka göstergelere gidilmemiş olması kanımca film konusunda derinlemesine bir okuma yapılmamış olmasından kaynaklı. Yönetmenin sunumuyla film pek çok masalda tekrarlanan ve literatüre “Sindirella kompleksi”(Dowling, 1994) olarak geçen, yaşadığı zorluklar karşısında kurtarıcı bekleyen kurban kadın rolünü yapı bozuma uğratan bir feminist film izlenimi veriyor. İzlerken de bir yere kadar bu izlenimi koruyabiliyor. Ta ki bozduğu yerleri yeniden inşa edene kadar.

Bu çalışma Emin Alper’in toplumsal cinsiyete dönük eleştirel bir eser yaratmış olduğu izlenimini nasıl yarattığına ve Kız Kardeşler filminde ataerkiyi yeniden nasıl inşa ettiğine odaklanacak. Yazının adındaki Pandora mitine gönderme de tam da bu çağlar aşırı mitin hikâyesindeki Zeus hilesine ve kadın düşmanlığının kurucu anlatısı olmasına ithafen.  Görüntüleri ve oyunculuklarıyla son derece güzel bir estetik yakalamış bu film, kadın düşmanı olabilir mi?

Tepenin Ardı’ndan Kız Kardeşler’e Emin Alper’in Kadın Temsilleri

İlk filmi Tepenin Ardı (2012) ve ikinci filmi Abluka (2015) Emin Alper’in kadın temsilleri bağlamında oldukça eleştiri aldığı filmler. Kendisi de bu iki filmdeki kadın temsillerini eril bakışla aktardığının kabul ediyor (Yüksel, 2016: 516). Bu eleştirilere karşılık olarak son filmi Kız Kardeşler’in kadın seyircileri ile bir uzlaşma ve kendini temize çekme filmi olduğunu düşünenler var.[2] Bu gelen eril bakış eleştirisini teknik olarak tersine çevirerek hikâyesine yedirmiş.[3] Ancak mükemmelleşme çabasının anlattığı hikâyeyi anlama çabasının önüne geçmesi filmi eril bakıştan kurtaramamış. Bunun nedeni tersine çevirmenin de cinsiyetçiliğin devamı olmasından kaynaklanıyor.  Şimdi bu duruma biraz daha yakından bakalım.

Tepenin Ardı filminde temsil edilen tek yetişkin kadın Meryem, yalnızca ev işi yaparken gösterilen, cinsel saldırının nesnesi olan ve erkekleri yörüklere karşı silahlandıklarında durdurmaya çalışan[4] biri. Diğer yetişkin kadın olan Neriman filmde ölümüyle anılan bir gölge karakter. Anlatıda bir de hikâyenin gidişatına hiç etkisi olmayan Meryem’in kız çocuğu mevcut. İkinci filmindeyse tek kadın karakter olan Meral’i yine en çok domestik halleriyle görüyoruz. Her senaryosunda ve kimi mizansenlerinde tecavüz göndermesi olan Alper’in bu imayı en az taşıyan ikinci filmi için ilk filmine de gönderme yaparak Sena Başöz (2016) Meral’in “penetre edilebilirliği” gerginliğinin Abluka’da yaratılan tekinsiz atmosfere güzel eklendiğini ancak karakterin tek boyutlu kurgulandığını yazıyor. Buradan ilk filmlerdeki kadınların yalnızca hikâyeye hizmet etmek için anlatıda yer aldığını ve “kendi başına hiç önemi olmadığını” (Budd Boetticher’den aktaran Mulvey, 2014: 286) söylemek mümkün.[5] Esasen bunu Kız Kardeşler filminde de tekrarladığını birazdan açıklayabilmeyi umuyorum.

Alper’in son filmi Kız Kardeşler’de diğer iki filmine oranla kadın karakter ekonomisine gitmediğini ve temsillerine boyut kattığını görüyoruz. Kadın ve erkeklerin sayısını hikâyesinde neredeyse eşit yazmış görünüyor. Köyün delisi, Neriman, kızların Ankara’da yaşayan teyzesi ve ölen anneleri ile birlikte yedi kadının varlığından bahsedebiliriz üçüncü filmde. Her ne kadar köyün delisi yalnızca bir leitmotif, kızların kadınlığı beceremiyor diye dalga geçtiği Neriman, teyze ve anne birer gölge karakterlerden öte değilse de üç kız kardeşin her birinin çok boyutlu olduğunu, bir tarihin içinden bir geleceğe doğru yürüdüğü söylenebilir. Üçü için de hayallerden ve kaygılardan, neşeden ve üzüntüden, öfke ve sevecenlikten örülü kendine ait bir duygu dünyası ve hayat hikâyesi var. Çok güzel. O zaman soralım hemen: Bu dünya ve hikâyeler, bize neyi ve nasıl anlatıyor?

Filmin Türkiye’de gösterime girmesine yakın, yönetmen Bant Mag’deki röportajında (Altuntaş, 2019) senaryosunu “kendini korumak için” kendine göre mizahi ifadesiyle “bir feminist bir şura”ya okutup “vize” aldığını ifade ediyor.[6] Feminist arkadaşlarına senaryoyu okutarak görüşlerini aldığını çeşitli yerlerde farklı ifadelerle tekrarlayan yönetmen (Alper, 2019e; Pierre-Magnani, 2020), başka röportajlarında filmin politik niteliği hakkında gelen soruları defalarca şimdiye kadar çektiği en apolitik film olduğunu söyleyerek cevaplıyor (Alper, 2019c; Coşkun, 2019). Geçmiş tarihli bir röportajında kendini politik filmlerle sınırlamak istemediğini söyleyen Alper (Yüksel, 2016: 513),  Mahmut Fazıl Coşkun ile iki yönetmen karşılıklı yaptıkları sohbetlerinde Coşkun’un Abluka filminden sonra “politik konularda film çekmek istiyorum” diye açıkça beyanı olduğu hatırlatmasını “insan öyle büyük laflar ediyor bazen” diyerek geçiştirdiğini görüyoruz (Coşkun, 2019).

Onay aldığı feministler tarafından hatırlatıldığından mı, yoksa seyirci tepkilerinden mi yahut kişisel aydınlanmasından mı bilemediğimiz bir şekilde Kız Kardeşler filminin politik olmadığı yönündeki ifadesini bir süre sonra düzeltiyor. Tarihçi bir akademisyen olduğunu da hatırlayarak belki de, konuk olduğu bir programda kendisine gelen bir soru üzerine “elbette sınıf ve toplumsal cinsiyet politik konulardır” diyor (Alper, 2019a). Konunun politik olmadığını varsayan birinin neden feministlerden fikir aldığı bir merak konusu, üstelik de “kendini korumak için”. Yine Bant Mag röportajında yapımcıları tarafından “sana saldıracaklar” diyerek uyarılmış olduğunu öğreniyoruz (Altuntaş, 2019). Alper, Ayşegül Özbek (2019b) ile yaptığı röportajında film sürecinin #metoo hareketine denk gelmesinin üzerinde cesaret kırıcı bir etki yarattığından bahsediyor ve kendi deyimiyle “bir falso, bir açık olmasın diye”[7] kendisini çok baskı altında hissettiğini aktarıyor. Filmin Kültür Bakanlığı’ndan, yönetmenin politik olarak engellenmesi nedeniyle, destek alamadan çekildiğini röportajlarında defalarca vurgulayan Alper’in film henüz vizyona girmeden (Altuntaş, 2019; Coşkun, 2019) ve yeni filmi için Kültür Bakanlığı’ndan destek aldığını öğrenmeden önceki (Kolukısa, 2019) bu tavrını, makaleyi hazırladığım süreçte röportajları izlerken, gişe kaygısıyla sansasyon arayışı ve provakatif bir tutum olarak bulduğumu söylemek zorundayım.

Filmine basbayağı cinsiyetli bir isim koymuş olan yönetmenin, sözlerine bakıldığında kız kardeşlik kavramının politik bir anlam yüküyle donatılmış olduğunun farkında olmadığını varsaymak oldukça güç. Yine de kendisi filmdeki kardeşliğin politik göndermeler taşımadığını ve anlatıyı güçlendirmek için kurgulandığını ifade ediyor (Kolukısa, 2019).  Bana kalırsa, burada kız kardeşlik metaforu bilerek ve isteyerek sahiplenilmiş (bropropriating) ve sonra da sakat bırakılmış görünüyor (hexploitation).  

Genel olarak kaderci bulunarak karanlık filmler çekmekle eleştirilen Emin Alper, bu filminin şimdiye kadarki en seyirci dostu filmi olduğunu ifade ediyor ve  “çıkışın olmadığı bir dünyayı anlatmak, o dünyaya dair eleştirel bir şey söylemektir”(Altuntaş, 2019) diyor. Çehov’un sanat yaklaşımının anımsatan bu yorum, sonunda üst üste felaketlerin yaşandığı son derece kederli oyunu Martı için yazarın  “Dört kadın, altı erkek, tonlarca aşk ve bir göl manzarasından oluşan bir komedi yazıyorum” demesi gibi bana oldukça ironik geliyor.[8] Céline Pierre-Magnani’nin konuğu olarak katıldığı “Erkeklik Sorgulanıyor”(2020)[9] isimli programda, Alper toplumsal cinsiyet ve erkeklik konusunda da bu konum alışını tekrarlayarak eleştirel olabilmenin öneminin altını çiziyor.

Kendi yaptığı filmin niteliği konusunda yukarda anlatıldığı üzere bunca kafa karışıklığı yaşamış yönetmenin filmindeki eleştirelliğine tam da bu noktada daha yakından bakılabilir. Bana kalırsa Emin Alper’in bu kadın hikâyesini anlatma arzusu eleştirellikten çok temsilin aynı zamanda bir güç (Smelik, 2008: 13) olmasından ileri geliyor. Bu iddiamı gerekçelendirmek adına bundan sonraki bölümlerde, yönetmenin eleştirelliğini toplumsal cinsiyet bağlamında inceleyerek filmde yer alan temsil, bakış ve bazı mizansenlerin öykünün bütününü göze alarak kadın düşmanlığını nasıl yeniden ürettiğine yer vereceğim.

Dizinin diğer yazıları için tıklayınız:

Pandora’nın Gölgesi 1 – Başlarken

Pandora’nın Gölgesi 3 – Yeniden Kadınlık, Yeniden Erkeklik
Pandora’nın Gölgesi 4-Ataerkil Restorasyon
Pandora’nın Gölgesi 5- Bitirirken

KAYNAKÇA

Açar, M. & Kaymakçı K. (2019). Kız Kardeşler’ filmi üzerine. HT Stüdyo. Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=EY7vTmwZ-_o  (Erişim tarihi: 13 Kasım 2020).

Akkartal, F. C. (2019) ‘Kız Kardeşler: Bir Sonsuz Döngü’, Altyazı Sinema Dergisi, 30 Kasım. [online] Erişim adresi: https://altyazi.net/yazilar/elestiriler/kiz-kardesler-bir-sonsuz-dongu/ (Erişim tarihi: 14 Kasım 2020).

Alper, E. (2019a) ‘Buyrun Benim 86 – Emin Alper Ekşi Sözlük’te’. [online] Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=KU2e0MbO-Mk (Erişim tarihi: 10 Mayıs 2020).

Alper, E. (2019b) ‘Emin Alper: Dava Açıldığını ‘Kız Kardeşler’in Setinde Öğrendim”’. [online] Erişim adresi:: https://www.bianet.org/bianet/sanat/213379-emin-alper-dava-acildigini-kiz-kardesler-in-setinde-ogrendim (Erişim tarihi: 15 Şubat 2021).

Alper, E. (2019c) ‘Emin Alper Röportajı’. [online] Erişim adresi: https://www.filmloverss.com/38-istanbul-film-festivali-emin-alper-roportaji/ (Erişim tarihi: 11 Mayıs 2020).

Alper, E. (2019d) ‘Emin Alper’le “Kız Kardeşler”: Memleket hikâyeleri’. [online] Erişim adresi: https://www.birartibir.org/kultur-sanat/463-memleket-hikayeleri (Erişim tarihi: 15 Kasım 2015).

Alper, E. (2019e) ‘“OHAL Kız Kardeşler’i anlamama çok yardım etti”’. [online] Erişim adresi: https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/09/14/emin-alper-ohalde-hissettiklerim-kiz-kardesleri-anlamama-cok-yardim-etti/ (Erişim tarihi: 7 Mayıs 2020).

Altuntaş, M. (2019) ‘Bant Mag. Soruyor, Emin Alper Cevaplıyor’, Bant Mag. Bant Magazine: Youtube. [online] Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=AU0UXvnEMSY (Erişim tarihi: 10 Mayıs 2020).

Aydemir Ş. ve Kopan Y. (2020) Şenay Aydemir ile Bir Film Bir Konuk. Gazete Duvar. [online] Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=qtrTHDj35t4 (Erişim tarihi: 13 Kasım 2020).

Başöz, S. (2016) ‘Abluka’da Kadın’, 5Harfliler.com, 16 Şubat. [online] Erişim adresi: https://www.5harfliler.com/ablukada-kadin/ (Erişim tarihi: 11 Kasım 2020).

Berlinale – Berlin International Film Festival (2019) Kız Kardeşler | Press Conference Highlights | Berlinale 2019. [online] Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=SmK_RzAudhM  (Erişim tarihi: 13 Kasım 2020).

Boğa, P. & Coşkun, E. (2018) ‘Ahlat Ağacı’nın cinsiyeti var mı?’, T24, 19 Temmuz. [online] Erişim adresi: https://t24.com.tr/k24/yazi/ahlat-agaci,1873 (Erişim tarihi: 11 Kasım 2020).

Coşkun, M. F. (2019) Açı Karşı Açı. Kutsal Motor: Youtube. [online] Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=BgBp1cvHcwA  (Erişim tarihi: 10 Mayıs 2020).

Deniz, T. (2019) ‘Bu Masaldan Çıkış Yok: Kız Kardeşler’, Türk Sineması Araştırmaları, 26 Eylül. [online]  Erişim adresi: https://www.tsa.org.tr/tr/yazi/yazidetay/472/bu-masaldan-cikis-yok–kiz-kardesler (Erişim tarihi: 11 Mayıs 2020).

Dowling, C. (1994) Sindirella Kompleksi: Çağdaş Kadının Bağımsızlık Korkusu. 2. Baskı. Ankara: Öteki Yayınevi.

Ildır, A. (2019) ‘Kız Kardeşler: Varamayışın Şiiri’, Filmloverss, 13 Eylül. [online] Erişim adresi: https://www.filmloverss.com/kiz-kardesler/  (Erişim tarihi: 3 Mayıs 2020).

Kolukısa, E. (2019) ‘Emin Alper ve Kayhan Açıkgöz ile Kız Kardeşler’ Sinemascope 21. Medyascope: Youtube. Erişim adresi: https://medyascope.tv/2019/09/09/sinemascope-21-emin-alper-ve-kayhan-acikgoz-ile-kiz-kardesler/  (Erişim tarihi: 12 Mayıs 2020).

Kölelik, Köle Ticareti,, Köleliğe Benzer Uygulama ve Geleneklerin Ortadan Kaldırılmasına Dair Ek Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun (1964). Resmi Gazete, Sayı: 11599.  [online] Erişim adresi: https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/11599.pdf (Erişim tarihi: 14.02.2021)

Köse, Ö., Arıcı-Şahin F. & Abakay A. (2021) ‘A Tale of Three Sisters: A Movie Analysis from Critically Informed Family Therapy Perspective’, Journal of Feminist Family Therapy, DOI: 10.1080/08952833.2021.1880187 [online] Erişim adresi: https://www.researchgate.net/publication/349047740_A_Tale_of_Three_Sisters_A_Movie_Analysis_from_Critically_Informed_Family_Therapy_Perspective (Erişim tarihi: 13.02.2021)

Mulvey, L. (2014) Görsel Zevk ve Anlatı Sineması. Antmen, A. haz. Sanat/Cinsiyet: Sanat Tarihi ve Feminist Eleştiri. 4. Baskı. İstanbul: İletişim Yayınları:  277-297.

Özbay, F. (1999) Türkiye’de Evlatlık Kurumu: Köle mi Evlat mı? İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi. [online] Erişim adresi: https://www.researchgate.net/publication/256643819_Turkiye%27de_Evlatlik_Kurumu_Kole_mi_Evlat_mi (Erişim tarihi: 15 Ocak 2021).

Özkaracalar, K. (2019) ‘Kız Kardeşler: “Besleme” olgusu üzerinden toplumsal, cinsel ve sınıfsal eşitsizliklere bakış’, İleri Haber, 14 Eylül. [online]  Erişim adresi: https://ilerihaber.org/yazar/kiz-kardesler-besleme-olgusu-uzerinden-toplumsal-cinsel-ve-sinifsal-esitsizliklere-bakis-103437.html  (Erişim tarihi: 3 Mayıs 2020).

Pierre-Magnani, C. (2020) ‘Erkekliğin sorunlarını ele alabilecek bir alan olarak sinema – Yönetmen Emin Alper ile söyleşi’, Erkeklik Sorgulanıyor. Medyascope: Youtube. [online] Erişim adresi: https://medyascope.tv/2020/11/01/erkeklik-sorgulaniyor-9-erkekligin-sorunlarini-ele-alabilecek-bir-alan-olarak-sinema-yonetmen-emin-alper-ile-soylesi/ (Erişim tarihi: 11 Kasım 2020).

Radioeins (2019) ‘“A Tale Of Three Sisters” – Berlinale Nighttalk mit Regisseur Emin Alper’ [online] Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=zi5giKqsLuw (Erişim tarihi: 13 Kasım 2020).

Smelik, A. (2008) Feminist Sinema ve Film Teorisi- ve Ayna Çatladı. 1. Baskı. İstanbul: Agora Kitaplığı.

Taşçıyan, A. (2019) ‘Kız Kardeşler: Bir Memleket Metaforu’, SANATATAK, 12 Şubat. [online] Erişim adresi: http://www.sanatatak.com/view/kiz-kardesler   (Erişim tarihi: 3 Mayıs 2020).

            Yüksel, E. (2016) ‘“Didaktizm Sanatı Öldürür”: Emin Alper’le Söyleşi, Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Kültürel Çalışmalar Dergisi, 3(2): 512-516, [online] Erişim adresi: http://www.momentjournal.org/index.php/momentdergi/article/view/201/320 (Erişim tarihi: 15.02.2021)


[1] Besleme, ihtiyaç sahibi ailelerin kız çocuklarının, daha varlıklı bir aile tarafından hukuken evlat edinme statüsünde değil ama örfi olarak ona benzer ancak çoğunlukla yasal hak doğurmayacak bir şekilde sahiplenilmesinde kullanılan bir isimdir. Terbiye etme, hayata hazırlama, beslenmesini sağlama ve koruma karşılığında hane içi işlerin yürütülmesinde emeklerine el koymak üzerine sahiplenilen kız çocuklarına besleme denir. İstismara oldukça açık bu ikircikli statüye geçmişte çok sayıda kız çocuğu maruz kalmıştır. Hane içi işleri yürütmesi beklenen bu kız çocukları gittikleri evlerde toplumsal cinsiyet rollerine uygun olarak yetiştirilir, imkân dâhilindeyse eğitim alırlar ve uygun görülen zamanda da evlendirilirler. Bu statü, fiilen hizmetçilik, kölelik, cariyelik statülerine benzerlikler gösteriyor olsa da onlardan farklıdır ve kendine özgüdür. Çocuk emeği sömürüsünün önemli bir örneği olan bu uygulama 1964’de yürürlüğe giren “Kölelik, Köle Ticareti, Köleliğe Benzer Uygulama ve Geleneklerin Ortadan Kaldırılması Kanunu” ile birlikte, nüfusa geçirmeden evlatlık alma biçimi olduğundan yasaklamıştır. Ancak 1999 senesinde yazdığı çalışmasında Ferhunde Özbay, halen o tarihlerde bu tür uygulamalara rastlandığını ifade etmiştir (Özbay, 1999). Bu makalenin yazıldığı tarihlerde bu uygulamanın ne durumda olduğuna dair şahsen ben güncel bir bilgiye sahip değilim ancak içinden geçiyor olduğumuz göç ve mülteci krizi sürecinde farklı formlara bürünmüş olma ihtimalini yüksek görüyorum. Örneğin oldukça düşük ücretlere çocuk, hasta ya da yaşlı bakımı yapan yatılı çalışanlar ilk aklıma gelenler. Kız Kardeşler filmini eleştirel aile terapisi perspektifi ile ele alan Özlem Köse, Fatma Arıcı-Şahin ve Ahmet Abakay (2021: 2) ise besleme vb. uygulamaların yasaklanmış olmasına rağmen aile terapistlerinin alt sınıftaki imtiyazsız ailelere üye kadınlarla günlük karşılaşmalarından yola çıkarak sınıf ve toplumsal cinsiyet koşullanmaları ile son derece eşitsiz güç ilişkileri içerisinde olan kadınların sömürülmeye devam ettiklerini hatırlatıyor.

[2] Örneğin, Selin Pelek ile film üzerine olan sohbetimizde, filmin ardından kendi çevresinde yapılan dostlar arası sohbetlerde bunun çok konuşulduğunu söylemişti.

[3] Örneğin kameranın Reyhan’ı takip edişinde ve mekân kullanımında bu teknik çaba oldukça görünür.

[4] Filmdeki erkekler yörüklere karşı silahlandıklarında durdurmak isteyen Meryem’in bu sahnedeki mizansende kamera açısıyla “büyük öteki” esasında kadınmış gibi konumladığını da söylemek gerekir.

[5] Başöz yazısını bitirirken “Erkek yönetmenlerin çoğu derinlikli kadın karakter yaratmıyorlar. Türk sinemasında kötülüklerin kaynağı, fettan kadın, yüce anne veya kurban kadın gibi klişelerin dışına çıkan, gerçekçi, derinlikli, her insan gibi çok yönlü kadın karakterlere, bu karakterleri yaratmaya, perdeye taşımaya niyetli yönetmenlere ihtiyaç var” (Başöz, 2016) diyerek önemli bir eksiğe dikkat çekiyor. Bağımsız Türkiye sinemasının dünyaca ünlü yönetmeni Nuri Bilge Ceylan dâhil, yeni kuşak erkek yönetmenlerin yaratmakla uğraşmadığı bu kadın karakterlerini işlemek ve çok boyutlu kadın karakterler yazmak ve onların temsilini sunmak yine kadınlara kalmış durumda. Bu noktada Türkiye bağımsız sinemasında yakın dönemde yarattığı kadın ve kız çocuğu karakterleriyle dikkat çeken birkaç yönetmen kadını saymak gerekir: Yeşim Ustaoğlu, Pelin Esmer, Deniz Gamze Ergüven, Belma Baş, İlksen Başarır, Ahu Öztürk, Ceylan Özgün Özçelik, Zeynep Dadak, Deniz Akçay Katıksız, Belmin Söylemez. Emine Emel Balcı, Senem Tüzen, Azra Deniz Okyay, Melisa Önel. Yine kendisinden övgüyle söz ettiren başka bir film olan Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı (2018) için Pelin Boğa ve Emel Coşkun şunları söylüyor: “Elbette, bir filmi nasıl çekeceği, neyi nasıl kurgulayacağı filmin yönetmeninin inisiyatifindedir. Bu filmin öyküsü de hayatın bir gerçekliği olarak savunulabilir. Ama hayattaki “gerçekliği” olduğu gibi aktarmak ya da görünenin ötesindeki anlamına bakmak arasında yönetmenin bir sorumluluğu yok mu? Bu gerçeklik yine de yönetmence biçimlendirilmiş, yorumlanmış, dahası algı yaratan bir gerçeklik değil mi? Bir yönetmenin neyi filme dâhil ettiği kadar neyi filmin dışında bıraktığını da anlatım biçimi olarak değerlendiremez miyiz? Bu bağlamda, bizi hâlâ şaşırtan; filmde dinden edebiyata, toplum yapısına kadar birçok konuda erkek karakterlerini farklı toplumsal normlar hakkında uzun muhalif diyaloglarla tartıştıran yönetmenin; bırakalım onları özgürleştirmeyi, kadın karakterlere var olma hakkı bile tanımayıp onları neredeyse görünmez kılarken nesneleştirdiği, ezelden beri süregelen bu cinsiyetçi tutumları neden ısrarla yeniden ve yeniden ürettiğidir…” (Boğa ve Coşkun, 2018)

[6] Tırnak içleri yönetmene ait. Burada önemle şunu belirtmek gerekir ki bir senaryo veya tiyatro metni diğer gösteri unsurları ile tamamlandığında esas mesajını verir. Tiyatro, metnin ve sesin ön planda olduğu okuma tiyatrosuna ya da yazarın mesajından bağımsız yeni dramaturgi, yönetmenlik ve oyunculuk yorumlarına açıkken, kanımca sinemada senaryoyu tamamlayan unsur diğer bütün gösteri öğelerinin yanında özellikle kamera aracılığıyla üretilen bakış olduğundan yönetmen ile sınırlıdır. Bu anlamda yalnızca senaryo üzerinden bir filme “feminist vize” vermek yanıltıcı olabilir. Bkz. Mulvey. 2014: 295-296.

[7] Tırnak içleri yönetmene ait.

[8] Martı oyununun kadın karakterlerinin hiç de tarafsız ve dostça çizilmediğini söylemek de gerekir. Ün, şehir yaşamı ve başkası ile ilişkisi olan bir erkeğe duyduğu arzuları ile felakete sürüklenmiş bir karakterdir oyunun en önemli kişilerinden biri olan Nina.

[9] Bu kaynağa dikkatimi çektiği için Emine Koçak’a teşekkür ederim.

Pandora’nın Gölgesi 2 – Beyaz Perdede Kız Kardeşler&rdquo için 4 yorum

  1. Pingback: Pandora’nın Gölgesi 1 - Fe Hâli

  2. Pingback: Pandora’nın Gölgesi III- Yeniden Kadınlık, Yeniden Erkeklik - Fe Hâli

  3. Pingback: PANDORA’NIN GÖLGESİ 4 - Ataerkil Restorasyon - Fe Hâli

  4. Pingback: Pandora’nın Gölgesi 5 - Bitirirken - Fe Hâli

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Font Resize
Kontrast Modu
%d blogcu bunu beğendi: