Film İncelemeleri

Pandora’nın Gölgesi 1 – Başlarken

Emin Alper’in Kız Kardeşler Filminin Kurgu ve Kurgu Dışı Anlatıları Bağlamlarında Ataerkil Restorasyon

Emin Alper’in Kız Kardeşler Filminin Kurgu ve Kurgu Dışı Anlatıları Bağlamlarında Ataerkil Restorasyon

Başlarken

Birdenbire Ged’in gözü açıldı; aklı da. Serret’e baktı.

“Karanlığı yok eden ışıktır,” dedi kekeleyerek, “ışık.”

Ursula K. Le Guin, Yerdeniz Büyücüsü

Senaryosu ve yönetmenliği Emin Alper’e ait olan Kız Kardeşler filmi (2019), galasını Berlin Film Festivali’nde yaparak ve Altın Ayı için yarışan 23 filmden biri olarak ses getiren bir başlangıç yapmıştı. Film katıldığı pek çok festivalde kendinden övgüyle söz ettirdiği gibi ulusal ve uluslararası festivallerde çeşitli dallarda ödüller aldı. Filmin en göze çarpan başarısının 52. SİYAD ödüllerinde (2020) aday olduğu 11 dalın 8’inden ödül alması diyebiliriz.

Vizyona girdikten uzun süre sonra Yoğurtçu Kadın Forumu’nun pandemi sürecinde kendi arasında gerçekleştirdiği sinema tartışmaları[1] kapsamında izlediğim filmin, pek çok kadın arkadaşımda uyandırdığı beğeni beni oldukça şaşırtmasının yanında filmin kendisi gibi huzursuz da etti. Sinemaya özgü başarı kriterlerini karşılayarak filmin yakın sinema tarihimizde kendine yer edinmesi oldukça anlaşılır bulsam da bir kadın anlatısının bu genel geçer başarı kriterlerinin dışında bir değerlendirmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle feminist bir hakemli dergiye[i] göndermek üzere makale formatında bir yazı kaleme aldım. Şubat 2021[2] tarihli sayısı için teslim edilen yazı “filme odaklanmanızdaki motivasyonlarınızın daha geniş bir feminist literatürdeki önemini” açıklamakta yetersiz kaldığı gerekçesiyle makale olarak yayına alınmadı. Bir film eleştirisi şeklinde yayına dâhil edilmesi önerim de çalışmanın uzunluğu gerekçe gösterilerek kabul görmedi ve yeniden hakem sürecine girecek şekilde yeni sayısı için davet edildi.

Makale olarak yayınlanmasından vazgeçtiğim yazıyı başka mecralarda yayınlayabilir miyim diye bir süre düşünsem de uzunluğunun buna el vermeyeceği açıktı, bu konuda isteksizdim de. Bir süre sonra sürpriz bir şekilde yeni bir feminist yayın mecrası olarak Fe Hâli yazı çağrısına çıktı. Burada yayınlanan ilk yazımın önüme Emin Alper’in yeni filminin çekimlerine başlayacak olması haberiyle birlikte düşmesi bu çalışmayı yayınlama düşüncemi yeniden canlandırdı. Birazdan okuyacağınız ve parçalara ayrılmış bu film değerlendirmesi Fe Hâli için yeniden gözden geçirilmiş ve güncellenmişse de bu giriş yazısı hariç büyük oranda eski hâlini korumaktadır.

Yazının hemen başında kendimi konumlayarak söylemeliyim ki benim bu filme dair huzursuzluğumun birden fazla #metoo yazısına konu edilebilecek “son derece kişisel”, dolayısıyla politik ve pek tabii bilimsel nedenleri var. Bununla birlikte filme dair araştırmalar esnasında fark ettiğim ve yönetmeni tarafından özellikle altı çizilerek aktarılan senaryonun feminist kadınlar tarafından da desteklenmiş olduğu söylemi, film daha açılırken başlayan huzursuzluğumu kişiselden kamusala doğru katmanlandırdı.

Bu yazıyı yazmaya başladığım Mayıs 2020’de ilk kaleme aldığım taslaklar #metoo anlatımlarıyla doluydu. Yazarken çocukluğuma kadar indiğimi fark edince soyutlama evrenine geçmekte zorlandığımı anladım ve konu üzerine düşünmeyi olmasa da yazmayı bıraktım. Hemen akabinde Haziran 2020’de akademide kimi tacizlerin açığa çıkmasıyla başlayan, hem de bir imza kampanyası olan (bkz. “Akademide şiddete yer yok” , 2020) ve #erilakademiyedurde şeklinde bir hashtage dönüşerek yükselen bir #metoo dalgası yaşandı. Beraberinde gelen yazılarla ifşaların niteliği üzerine kamusal bir tartışma başladığı gibi pek çoğumuzun travmalarının yeniden tetiklendiği bir kesitti bu. Bir kesit diyorum çünkü bu alevlenen anlar geçince, bir dayanıklılık (résilience) yöntemi olarak yeniden bastırmayı seçiyoruz hafızamızı. Takip eden ay Türkiye’deki kadın cinayetlerine dikkat çekmek için #challengeaccepted etiketiyle başlayan #womensupportingwomen etiketiyle çoğalan siyah beyaz fotoğraflarımızı paylaştığımız ve aslında mevcut düzende her birimizin bir hayatta kalan olduğunu yeniden hatırladığımız sosyal medya eyleminin parçası olduk.

Bu film üzerine yazma isteği yazın ardından hala zihnimi meşgul ediyor olsa da kendine başka biçimler buldu. Kasım ayına gelindiğindeyse Türkiye’deki kimi kesimler arasında oldukça ses getiren “Bir Başkadır” dizisi ile karşılaştık ve dizi üzerine yazı üzerine yazı yazıldı. Pek çok farklı konuyu matematiksel bir şekilde ele aldığını düşündüğüm bu dizi cinsel şiddeti ele alış ve gösterdiği “adalet” biçimiyle haklı olarak oldukça eleştiri topladı. Ne var ki kültür ürünlerinin kimde nasıl bir etki doğuracağını her zaman kestirmek mümkün olmuyor. Tıpkı bu film gibi… Diziyi izledikten sonra kendimi Kız Kardeşler hakkında okuyacağınız bu yazıyı başa dönüp yazarken buldum.

Kısa bir süre sonra, Aralık 2020’de edebiyat çevrelerinde yaşanan #metoo dalgasıyla akademide yaşanandan daha güçlü bir etki oluştu. Bu dönem tartışmaları feministler açısından farklı eğilimleri beraberinde getirdi. Kadınlar açısından beklenmeyen komplikasyonları ve geri tepmeleri oldu. Bunlara rağmen pek çoğumuz yaşananların bir adalet arayışı olduğunda ortaklaştık. Mevcutta kadınlar için adalet sağlamayan ve işlemeyen bir hukuk düzeninde (bkz. Hacıvelioğlu, 2021) kadınların yargısal süreçlere değil de ifşaya başvurmalarının Eylem Ümit Atılgan’ın (Aşık, 2020) deyimiyle bir sağalma, erkeklere yönelik bir “kendi üzerine düşündürme” ve kültürel bir dönüşüm çabası olduğu açık.

Takip eden aylarda da ve hala çeşitli #metoo ifşalarına, kimi zaman destek çağrılarıyla da beraber şahit oluyoruz. Bütün bu geçen zamanda yaşanan geri tepmeler de ataerkinin tarihsel stratejilerine uygun bir şekilde yıkıcı oldu. Türkiye İstanbul Sözleşmesinden resmi bir şekilde ayrıldı, kadın ve çocuklara yönelik hukuksal korumalar daha da zayıfladı, hâlihazırda somut delil olan olgular bile kamuoyuna değilmiş gibi yansıtıldı.

Bu başlangıç yazısı bütün bu konuları ve buna bağlı alt başlıkları etraflıca ele almak için uygun bir yer değil. Yine de bu konumlanma ve yazıyı tarihselleştirme ile maksadım hem kendi yürüdüğüm yolu görebilmek hem de çıkarsamalarıma entelektüel bir şeffaflık katabilmek. Bu metin bildiğimiz anlamda bir ifşa metni değil. Yine de bu çalışma cinsel şiddetle mücadelede adalet arayışlarımızın yöntemlerini çeşitlendirmek adına teorik bağlamda bir ifşa olduğu düşünülerek yapıldı. Huzursuzluğumu paylaşmak maksadıyla yazmış olduğum bu çalışmada bizzat filmin kendisi ve bir dolayımlayıcı olarak film üzerinden kadın düşmanlığının eleştirel bir görünümde erkeklik restorasyonuna nasıl dönüşebileceğini becerebildiğim ölçüde izah etmek istiyorum. Bu çalışmayı yapabilmiş olmanın kendisini de güçlendirici bir politik eylem olarak okuyucunun ilgisine sunuyorum. 

Emine KOÇAK, Deniz Keziban ÇAKICI, Emine SEVİM, Selin PELEK, Pınar YURDADÖN, Öznur BAYOĞLU ve Semra BALYAN’a bu yazının hazırlık sürecinde bana gösterdikleri duygusal ve kimi zaman materyal destek için çok teşekkür ederim. Ayrıca Yoğurtçu Kadın Forumu’nun varlığının bu yazıyı mümkün kılmada çok önemli bir yeri oldu, böylesi güvenli alanların çoğalması dileğiyle.

Başlamadan önce teorik bir zemin oluşturabilmek için bu yazı okunabilir: “Benim de Feminist Arkadaşlarım Var” Sineması

Dizinin diğer yazıları için tıklayınız:

Pandora’nın Gölgesi 2 – Beyaz Perdede Kız Kardeşler
Pandora’nın Gölgesi 3 – Yeniden Kadınlık, Yeniden Erkeklik
Pandora’nın Gölgesi 4-Ataerkil Restorasyon
Pandora’nın Gölgesi 5- Bitirirken

 

KAYNAKÇA

Akademide erkek şiddetine ve eril şiddete karşı feminist, queer ve LGBTİ+ araştırmacılar ve aktivistler (2020) ‘Eril Şiddete Dur De/ Bu Duyduğunuz İnadımızın ve Mücadelemizin Sesi’, Akademide şiddete yer yok, 25 Haziran. Erişim adresi: https://akademidesiddeteyeryok.wordpress.com/ (Erişim tarihi: 31 Temmuz 2021).

Anon (2020) ‘SİYAD Ödülleri’ne Kız Kardeşler damgası’, Hürriyet, 25 Ağustos. Erişim adresi: https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/keyif/siyad-odullerine-kiz-kardesler-damgasi-41595018 (Erişim tarihi: 11 Kasım 2020).

Hacıvelioğlu, Fatoş (2021) ‘Erkek yargının son somutlaşmış hali: Yargıtay’, Çatlak Zemin, 15 Şubat. Erişim adresi: https://catlakzemin.com/erkek-yarginin-son-somutlasmis-hali-yargitay/ (Erişim tarihi: 1 Ağustos 2021).

Aşık, Elif Sıla (2020), ‘İfşa ve adalet arayışı – Doç. Dr. Eylem Ümit Atılgan ile Türkiye’de #MeToo hareketi’. Sosyal Hukuk. 22 Aralık. Medyascope: Youtube. Erişim adresi: https://medyascope.tv/2020/12/22/sosyal-hukuk-123-ifsa-ve-adalet-arayisi-doc-dr-eylem-umit-atilgan-ile-turkiyede-metoo-hareketi/ (Erişim tarihi: 31 Temmuz 2021).


[1] Yoğurtçu Kadın Forumu, kurulduğu günden bu yana sinema alanında pek çok tartışma yürütmüş ve gerek forumlarda, gerekse küçük gruplarda pek çok film tartışmasına yer vermiştir. Nisan 2020 sonlarında izleme listesine aldığı Emin Alper’in Kız Kardeşler filmi üzerine 26.06.2020 tarihinde benim de katıldığım bir alt grup tartışması yürütmüş ve tartışmaya ait notlar YKF mail listesinde paylaşılmıştır.

[2] Dergiye 16.11.2020 tarihinde gönderilen yazı hakem değerlendirmelerinin ardından yeniden düzenlenerek 17.01.2021’de ikinci ve 15.02.2021 tarihinde üçüncü “son hali” ile yayınlanma sürecine teslim edilmiştir. 22.02.2021 tarihinde ise yayına alınmadığı bilgisi iletilmiştir.


[i] Yayıncı notu: Yazının orijinalinde yazar burada hangi dergi olduğunu belirtmeyi tercih etmiştir. Fakat Fe Hâli olarak, yayın süreçlerinin yayıncılar ve yazarlar arasında gizliliği olması gerektiğine inandığımızdan, konuyla ilgili çekincelerimizi yazarımıza açıklayıp dergi adını gizli tutmayı doğru bulduk.

Pandora’nın Gölgesi 1 – Başlarken&rdquo için 4 yorum

  1. Pingback: PANDORA’NIN GÖLGESİ 2 - Beyaz Perdede Kız Kardeşler - Fe Hâli

  2. Pingback: Pandora’nın Gölgesi 3 - Yeniden Kadınlık, Yeniden Erkeklik - Fe Hâli

  3. Pingback: PANDORA’NIN GÖLGESİ 4 - Ataerkil Restorasyon - Fe Hâli

  4. Pingback: Pandora’nın Gölgesi 5 - Bitirirken - Fe Hâli

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Font Resize
Kontrast Modu
%d blogcu bunu beğendi: