Sevgili günlük,

Ben bugün 07:45 vapuruyla Karşıyaka’dan Alsancak’a geçtim. Ölü martıları düşünerek etrafı seyrettim. İçimi tarif edilemez bir hüzün kapladı. “Neden?” diye sorarsan nedenini yukarıda açıkladım. Ben şimdi sana bir şey daha diyeceğim. Ölü martıların yanında olmak istemem, ama onların da burada olmamalarına dayanamıyorum. Üzüntüyü yokluktan tanıyorum. Bir şeylerin eksikliğini hissettiğimde “Kadın hep olmalı,” derim.

Martılardan konu açılmışken devam etmeliyim. Ne olduğunu bana sor. Başka kimse yok. Benim için de öyle. En azından şimdi, diyelim. Sana yazdığım için şanslıyım. İnsanın bir dert ortağı olmalı. İçimde çok şey biriktirdim. Bunları anlatması zor. Yalın olmaya çalışayım. Öncesinde bir şey daha var. Bir kadın olarak dünyayı görüyorum ve önemsiyorum. Yanımdasın. Birliktelikten sevinç duyuyorum.

Nedenlerle aram iyi ya da değil. Martı yok, yani onlardan bazıları yok. Ben de böyle bir şeyim. Şimdi nedenleri biraz biliyorsun. Çok daha fazlasını da biliyorum ben ve söyleyeceğim. Her şeyi söylemek mümkün değil. Bununla birlikte yazabilirim. Belki hepsini anlatamam, ama önemli olanı söylemek de gerekir. Ben bitişin ne demek olduğunu kavradım. Bittikçe büyüyen bir imgenin peşine takıldım giden martılarla birlikte. Bugün böyle geçti ve yarını yarın anacağım. Sanırım beni anladın. Zamanın sonunu bilmiyorum. Demek istediğim biraz bu. “Martıları bir kenara bırakalım,” demeyeceğim. Yaşam değerli tıpkı martılar gibi. Yaşamı bir bütün olarak değerlendiriyorum; buysa benim kadınları ve her şeyi anlamamı kolaylaştırıyor.

            Bunları dediğimde kendime, öteki martılara baktım önümden geçen. Çığlıklarını duydum.

            Martılar böyle. Yarın aynı saatte o vapurda olacağım yine. Kadın olmak anlamaktır çünkü yaşayabilmenin değerini.

Martı&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Font Resize
Kontrast Modu
%d blogcu bunu beğendi: