Öykü

Deniz ve Bir Gün

Sabahın neredeyse kör vaktinde sessizce oturduğu koltuktan bir hışımla kalkıp üzerini değiştirdi. Önce içine mayosunu giydi, ardından mor elbisesini. Artık bedenine olmayan giysiler canını sıktı. Bu can sıkıntısı ne zaman giysi dolabının önüne gelse kendini tekrar ediyordu. Çantasının içine havlusunu ve yedek mayosunu da atıp evden koşar adımlarla çıktı. Şansı varmış ki çok beklemedi, hemen geldi tramvay. Yol boyu “ne iyi ettim, çarşaf gibidir şimdi deniz” diye düşündü. Oysa hiç adeti değildi yalnız başına denize gitmek. Hep bir tedirginlik, hep bir izleniyormuş hissi eşlik ederdi gölge gibi. Son durağa gelince yavaşça indi tramvaydan ve etrafta tek tük dolaşan insanlarla göz göze gelmemeye çalışarak plaja doğru süzüldü. Utanıyordu çıplaklığından, hacimli bedeninden. O yüzden illa da girecekse denize, kimselerin olmadığı yerlerde, arkadaşlarıyla girmeliydi. Onların varlığı koruyucu bir perde gibiydi. İlk kez tek başına çıktığı bu gezide kalbi güp güp atarken, kendini sakinleştirmeye, heyecanını bastırmaya çalışıyordu. “Çocuk musun sen, ne bu korku, yeter artık kendinden saklandığın” diye kızıyor, kendi kendine söyleniyordu “Yeter artık, kendine gel. Kimseye ihtiyacın yok senin. Kaç yaşındasın, hem cahil misin?”. Bilmez değildi elbet bedeniyle barış yapması, onu sevmesi gerektiğini. Yıllarca yargılanan ve müstehzi bakışlarla yaralanan bedeni yorulmuştu artık. 

Sonunda ulaştığı plajın denize en yakın noktasına havlusunu serdi. Tedirginliğini gizlemeye çalışarak, mor elbisesini sırtından sıyırarak çıkardı. Güneş yavaş yavaş yükselmiş, etrafı henüz kavurmayan tatlı bir sıcaklıkla sarmalamıştı bile. Çantasını başının altına alıp uzandı sonsuz gökyüzüne doğru. Denizden gelen hafif dalga sesleri sanki bir ninni söylüyor, onu tüm tedirginliğinden sıyırmaya çalışıyordu. 

Şimdi koşuyordu, kumları savurarak, çığlık çığlığa. Kimsenin bir önemi yoktu, kendisinden başka. Hem çığlık çığlığa kahkaha atıyor, hem koşuyordu. Nerede olduğunun, kimlerle olduğunun önemi yoktu. İçinde birikenleri kahkahalarla kusuyordu. Öyle ki bir anda nefesinin tükendiğini hissederek açtı gözlerini. 

Anladı ki gökyüzünde iyiden iyiye yükselen güneş, her yanını ısıtarak tatlı bir rehavet içerisinde uykuya çağırmıştı onu. Garip bir mutluluk duydu, taa derinlerden gelen. Sanki hafiflemiş, bu uykuyla birlikte zihninin tüm ağırlığı gitmişti. Etrafına bakındı, ne çok insan vardı şimdi. Kumlara yaydıkları havluların üzerinde sere serpe uzanmış, güneşlenen bir sürü insan. Gülümsedi. Kalktı ve denize doğru sakin adımlarla yürümeye başladı. Serin sular “neden bu kadar geç kaldın” dercesine onu kucaklamış, maviliğine doğru buyur etmişti. Sevinçle kabul ettiği bu davette, her kulaçta biraz daha hafiflediğini hissediyor, içi coşkuyla doluyordu. Ne kadar yüzdüğünü bilmeksizin yorulduğunu hissetti. Kendini suyun üzerine sırt üstü bırakarak sonsuz maviliğe doğru gülümsedi. 

Dönüş yolunda artık sanki başka biriydi, öyle düşünmek istedi. Tebrik etti kendini, ne iyi bir şey yapmıştı. Bunu tekrarlamalıyım diye geçirdi içinden. Tramvay durakta son yolcularını beklerken hemen bindi ve önlerdeki karşılıklı iki koltuktan birine oturdu. Birden adının tanıdık bir ses tarafından çağrıldığını duydu. Dudaklarında mutlu bir gülümseme arkasına döndü. Çocukluk arkadaşı sonsuz bir merakla yüzünü inceliyor, neden gülümsediğini anlamaya çalışır gibi bakıyordu:

-Sabah sabah şu denize girenlere bak, utanmadan!

-Neden utansınlar, hem ben de denizden dönüyorum! Sen sanki girmedin hiç!

-Bu yaşta? Allah affetsin! Hasta mısın, yüzün sapsarı?

-Yoo değilim, bilakis çok iyiyim.

-Yok yok hasta gibisin, kilo mu verdin sen?

-Hayır vermedim, her zamanki kilom ve hiç bu kadar iyi olmadım.

-Yok yok vermişsin, hem de sapsarı rengin.

O anda bu anlamsız sohbetin daha fazla uzamasını ve keyfini kaçırmasını istemediği için önüne döndü. Karşı koltukta oturan genç kadınla göz göze gelerek birbirlerine gülümsediler…                  

Kapak Görseli: Dilek Metin Sert

Deniz ve Bir Gün&rdquo için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Font Resize
Kontrast Modu
%d blogcu bunu beğendi: