Ayvalık’tayım. Anneannemin evi. Gecenin bilmem kaçı. Uyku? Yok. Zaten ne zamandır tutmuyor… “Hikayeler iyi gelir.” diyorum, çeviriyorum sayfaları: “İlk Ne Zaman Kırıldı Kalbin”. Vuruluyorum adına.  Eee ne de olsa kalp bizim işimiz! Melike Şahin yazmış. Yabancı bir ortamda tanıdık bir masa bulmuş gibi seviniyorum. Öyle çok dinledim ki, uzun zamandır yoldaştır zaten bana; o beni bilir, ben onu. Başlıyorum okumaya. O soruyor, ben cevaplıyorum. O soruyor, ben bilmiyorum. O soruyor, ben ağlıyorum. “Kaçsan nerelere kaçarsın, ama cepte kuruş yok, yaş da olmuş otuz, o zaman mı?” O zaman Melike! Yaşa! Vallahi o zaman! Telefona gidiyor elim sonra: “Farkında değilsin sanırım ama kendimi bir süredir iyi hissetmiyorum. Sanırım Ankara’ya döndüğümde bazı kararlar vermem lazım.” Fonda Melike Şahin çalıyor: “İçimde köşk var, ona kurulur. Yine de yaranamam.”

Ankara’ya dönüyorum. Bazı kararlar veriyorum. Telefona gidiyor elim sonra: “Oraya taşınmayı düşünüyorum.” Fonda Melike Şahin çalıyor: “Böyle ufalanma, merhem elindeydi…”

Aylar geçiyor. O benden geçiyor, elim telefona gitmekten geçiyor, kalbim Melike Şahin’e cevap vermekten geçmiyor. Eee ne de olsa kalp bizim işimiz! Kaçsam nereye kaçarım? Oraya. Banka hesabım? Kuruş yok. Yaşımı hesaplayayım. Evet, otuz! Melike yanılıyor olamaz. Taşınıyorum. Fonda Melike Şahin çalıyor: “Derdim büyük ama başım da dik ve kesiklerin hepsi kuruyor. Acıtır ve ilacını da verir. Zaman ezelden böyle akıyor.”

Günler, haftalar, aylar, anılar, vedalar, bürokratik yazışmalar, bavullar, koliler, emlakçılar, nakliyeciler… Taşınıyorum.

Döndürüyorum anahtarı kapı deliğinde… Her akşam aynı saatte… Her akşam aynı saatte ilmek ilmek ördüğüm yuvama bakıyorum. Spotçulardan alınmış kırık dökük eşyalarla, “Dolapta pek bir şey de kalmamış… Kırarım iki yumurta, olur biter…”lerle, doğalgaza gelen zamlarla kurduğum yuvama… Omzuma pıt pıt vuruyorum sonra. “Helal sana be Cansum!” diyorum. Kendi hakkımı kendime verdikçe anlıyorum ki dört duvar değil, ben “yuva” olmuşum kendime. Fonda Melike Şahin çalıyor: “Olmaz hiç dedim haşa; pusulamı çalıp da gidemez. Kuruyorum en baştan, oyunumu üstüme yıkamaz.”

Melike Şahin’in “Merhem” isimli albümü de ben bunları düşünürken çıkıyor ortaya. Pandemi sürecinde “delirmemek için” üstünde daha sıkı çalışmaya başladığı albümün hazırlık sürecini anlatırken Şahin, albümde başı eğik bir kadın duymak istemediğini; acısını, yarasını eline almış, ona bi bakmış, onunla yüzleşmiş, bu cesareti göstermiş, bu dürüstlüğü göstermiş ve onların üstünde makul bir şekilde yürüyen bir kadın duymak istediğini söylüyor.

Yukarıda bahsettiğim Rağmen dergisinin “İlkler” temalı sayısında geçen hikayesinde Şahin, okuyucusuna “İlk ne zaman kırıldı kalbin?” sorusunu yönelttikten sonra boğazımıza yürüyen hıçkırıktan bahsediyor: “Bir tek o ortak hıçkırığı tanıyorum sende, bende. Bir kere sormayalım mı “Yavrum ne işin var orda, neden rahat vermiyorsun bana?” Basitçe bir soru, gizeminde ömür yatıyor.” Albümün de, Melike Şahin’in de, kadın olmanın da gizemi ve biricikliği burada kendisini gösteriyor aslında: O “ortak hıçkırık”ın peşini hiç bırakmamakta. Melike Şahin bahsettiği bu ortaklığın peşini bırakmadığı gibi albümde de yola beraber iyileşme ihtimali üzerinden çıkıyor. Beraber iyileşme fikri şarkıları dinledikçe bir ihtimal olmaktan çıkıyor, kesinliğe kavuşuyor.

Yıllar önce yarasını alıp “Hem annem, hem babam sendin. Böyle ufalanma, merhem elindeydi.” sözleriyle gidilmeye başlanan yol zamanla “Döndüm baktım içeri. Yok ki bunun kaçarı. Bulamadım ilacı sende, merhem elimdeymiş.” sözleriyle devam ediyor. O yol hikayesini anlattıkça bize iyi geliyor. Biz derin bir “Oh!” çektikçe o anlatıyor ve ben başa dönüyorum, “Hikayeler iyi gelir.” diyorum. Çünkü hepimizin hikayesi ayrı, hepimizin hıçkırığı bir, hepimizin hikayesi el ele…

Birlikte çıktığımız, çıkacağımız tüm yolları düşünüyorum sonra. Aklıma Birhan Keskin’in dizeleri düşüyor:

Yol uzun, güzergah zorlu; ne demeliyim?

Zarif kardeşim benim,

Seni aldım yanıma, ikizimi almış yürüyor gibiyim.

Şiirin devamını okumak için yürüyorum bilmem kaçıncı el kitaplığıma doğru. Fonda Melike Şahin çalıyor: “Hak ediyorum her milimini bu dik gülüşün!”

Kapak Görseli: Irma Kukhianidze

Merhem&rdquo için 1 yorum

  1. Azra Betül

    çok beğendim çok güzel olmuş emeğinize sağlık melike şahin şarkılarının olduğu kısımları ses tonuyla okudum😍

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Font Resize
Kontrast Modu
%d blogcu bunu beğendi: